HALININ BAŞKENTİ; GAZİANTEP

Farsçadan dilimize geçen halı kelimesi uygarlığın her döneminde insan türü için vazgeçilmezler arasında yer alırken, Türklerinde en eski el sanatlarından birisi konumunda yer alıyor. İnsan ırkı için yaşamsal öneme sahip olan halı; özellikle göçebe Türklerin çadırlarında önemli bir yalıtım aracı olarak kullanılırken, Türk kültür ve sanatının önemli bir unsuru sayıldı.

Anadolu’da halıcılığın her zaman gelişmiş olduğu, çevre ülkelere ihraç edildiği 10. yy seyahatnamelerinde de görülüyor. En eskisi halı örneği Konya Alâeddin Camii’nde bulunurken, Troya’da İ.Ö 2000, Frig örenlerinde. İ.Ö 7. yy’da, Orta Asya Pazırık’ta İ.Ö 3-2. yy’a ait halılar bulundu.

16. yy halı için klasik dönem kabul ediliyor. Uşak ve Saray tipi olmak üzere 2 ana halı tipi belirlenirken, 16. yy ikinci yarısından itibaren hayvan desenlerinin yerini bordür ve göbeklerin aldığı görülüyor. 18. yy’ da Avrupa’ya ihracatın artması ile halılarihraç limanı İzmir’in adıyla anılmaya başlanıyor.

Yakın dönemde ise 1883’te Sivas, Manisa, Lâdik’ten getirilen ustalarla açılan Hereke halı fabrikasında 100 adet tezgah bulundu.  Fabrika sarayın ihtiyacını karşılaması ve ihracat için açıldı. Hereke halıları çok beğenildi ve 19. yy’da Avrupalı insanların zevklerine göre halı üretilmeye başlandı. Örneğin bu dönemde Bünyan halılarına Manchester halısı deniyordu. Cumhuriyet döneminde halı tezgahları desteklenmeye çalışıldı ve 1927’de Bünyan dokuma fabrikası açıldı.

Geçmişten günümüze yaşamsal öneme sahip olan halının en önemli limanını ise yüzde 85 halı üretimi ile Gaziantep oluşturuyor. Son yıllarda yaptığı büyük yatırımlarla özellikle makine halısı üretiminde öne çıkan, hatta dünyanın önemli halı merkezlerinden biri haline gelen Gaziantep’te dokumacılık, küçük el tezgahlarında kutnu, aba, antep bezi, kişmir, sadırlık, kurşunlu, kotil, havlu ve pike dokuma çeşitleriyle üretime başlamış, 1960-1965 yılları arasında kotil (yatak yüzü), 1965-1975 yılları arasında havlu ve pike, 1975- 1980 yılları arasında kilim ve halı dokuması ile devam etti. 1965 yılında kilim el tezgahı, motorlu kilim tezgahına çevrilerek ilk seri üretim sağlanmış, 1970’li yıllarda ise halıcılarımız yine ellerindeki teksima makinesinde tadilat yaparak halı dokumayı gerçekleştirdi. İlk dokunan halı orlon iplikten oldu. 1970’li yıllarda dünyada ilk defa üretilen halıya desen verme özelliği olan kartonlu jakar makinesi, bir süre ülkemize ithal edilmiş, 1980’lerin ortasında ise Gaziantepli ustalar bu tezgahları bizzat kendileri üretti. Bu gelişme,hem ithalatı durdurmuş hem de ülkemizde makine halıcığında Gaziantep’in lider konumuna gelişinin başlangıcı oldu. Bugün ise, bilgisayar destekli modern teknolojinin son örneği tezgahlarda üretim yapılıyor.

Gaziantep Halıları 171 Ülkede

Türkiye’nin makine halısı ihracatının yaklaşık yüzde 70’ini tek başına gerçekleştiren Gaziantep’ten geçen yıl GAHİB aracılığıyla 171 ülkeye yaklaşık 1,3 milyar dolarlık halı satıldı.

Almanya, Suudi Arabistan, İran, Irak, Birleşik Krallık, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, İsrail, Mozambik, Namibya, Benin, Burkina Faso, Kongo, Guyana Jamaika, Peru, Uruguay, Tanzanya, Zambiya, Peru  ülkeleri başta olmak üzere dünyanın bir çok yerinde bulunan Gaziantep halıları, Türkiye ihracatının yaklaşık yüzde 70’ini tek başına gerçekleştirerek, pek çok ülkeden ilgi görüyor. 2016 yılında 1 milyar 286milyon 537 bin dolarlık halı ihracatı gerçekleştiren Gaziantep, Türkiye’nin genel ihracatındaki payının % 1,4’ünü kapsıyor. Yılda 300 milyon metrekarenin üzerinde halı üretimine sahip olan Gaziantep, dünya parça halı üretiminin yüzde 60’a yakın kısmını şehir olarak tek başına üstleniyor.

Peki Gaziantep’i bu denli başarılı kılan

etkenler nelerdir?

Gelişmekte olan dünya kentlerine model gösterilen Gaziantep, ülkemizin sürdürülebilir kalkınma sürecinde ekonomik ve sosyal gelişme dinamiklerini içinde barındıran Ortadoğu ve batı arasında ekonomik entegrasyonu sağlayan ve aynı zamanda kültürel köprü görevi gören önemli bir il konumundayken Dünya Bankası Rekabetçi Şehirler Bilgi Tabanı (CCKB) Projesi kapsamında dünyanın rekabetçi 7 kentinden biri seçilerek, ekonomik açıdan başarılı ve ilginç bir kent olarak değerlendiriliyor.

Çin’den başlayıp Avrupa’ya kadar uzanan, tüccarların, bilgelerin, fikirlerin, dinlerin ve kültürlerin yolu olan dünyaca ünlü 2000 yıllık İpek Yolu’nun üzerinde kurulmuş ve yükselmiş olması, İpek Yolu’nun Anadolu’ya açılan kapısı konumunda olan Gaziantep’in karakteristik özellikleri olan üretkenlik ve ticari kabiliyetin temellerinioluşturuyor.

Coğrafi yönden GAP’ın giriş kapısı, sanayisi ve ticari hacmi ile GAP’ın merkezi olan Gaziantep, ekonomik yönden çevresindeki birçok ili etkisi altında tutarken son yıllarda turizm alanında da ciddi yatırımlar yapmaktadır. Gerçekleştirdiği üretim ve ihracat hacmi ile ülkemiz ekonomisine yön veren illerin başında geliyor.

Kısacası; 1,270 ihracatçı firma, 172 ülkeye ihracat, Türkiye ihracatının yüzde 4,27’si, makine halısı, fıstık, plastik poşet ve iplik (akrilik, sentetik, polyester, PP) üretiminde Türkiye liderliği, en fazla ihracat yapan 10 il arasında 6.sırada olması , İSO 1000 içinde 57 firma, Türkiye’nin ilk 1.000 ihracatçı firma arasında 67 Gaziantepli firmanın yer alması girişimci ruh ve kültüre sahip olan aynı zamanda yüksek ticari kabiliyeti olan Gazianteplilerin başarısını ortaya koyuyor.

Peki yatırımcılar Gaziantep’te ne gibi avantajlar elde ediyor;

  • Yabancı yatırıcımlar için iyi bir pazar olan Suriye, Irak ve diğer Ortadoğu ülkelerine yakın olması.
  • GAP’a en yakın sanayi ve ticaret merkezi olması.
  • Altyapısı ve sanayisi gelişmiş, kalifiye elemanı yeterli sanayi bölgesi olması
  • Serbest bölge ve Ar-Ge çalışmaları için Teknoparkının olması.
  • 11 milyon metrekarelik alan üzerine kurulu 5.Organize Sanayi Bölgesinin de arsa tahsisine başlanmış olması.
  • Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi içerisinde demiryolunun ve iyi bir container terminalinin bulunması.
  • Tüm sanayi bölgelerine doğal gazın kullanılıyor olması.
  • Adana, Mersin ve İskenderun bölgelerine otoyol bağlantısının bulunması.
  • Uluslararası havaalanının bulunması.
  • Gaziantep ve çevresindeki illerde çok sayıda Tır filolarının bulunması.
  • Yerleşik köklü bir ticaret kültürü ve alt yapısının bulunması.
  • Dış ticaret yapan firmaların ve yabancı yatırımcıların ihtiyaç duyduğu, bankacılık, gümrükleme, lojistik, depolama, müteahhitlik, iletişim, ulaşım, konaklama vb. birçok hizmet dallarında da Gaziantep ciddi biralt yapıya sahip olup, bu sektörlerde yerel, ulusal ve uluslararası bir çok firma faaliyet göstermektedir.
  • Bütün bu avantajların yanı sıra Gaziantep, tarihin en eski medeniyetlerine ev sahipliği yapmış olmasının getirdiği avantajlar ile önemli bir turizm potansiyeline de sahiptir.
  • Sektörün sıkıntıları

Bu kadar başarılı ve hızlı büyüyen kent için riskler ve tehditler bulunmuyor mu? Tabii ki var bunlardan ilk sırada yer alanlarını şu şekilde sıralayabiliriz; sektörün yoğun/bilinçsiz ve aşırı büyümesi, buna bağlı olarak yoğun fiyat rekabeti, Kurumsallaşamama, yetersiz ARGE faaliyeti, yetersiz kalifiye elemanı sıkıntısı konularını sayabiliriz. Ayrıca yüksek maliyetleri ve hammadde vb. dışa bağımlılıkta zayıf yanlar arasında sayılabilir.

Neler yapılabilir?

Bu yetersizlikler dahilinde yapılan araştırmalarda Gaziantep için şu öneriler veriliyor;

İnsan Kaynakları Yönetimi yapılandırması: Emek yoğun bir sektör olarak Makine Halısı sektörü, insan kaynakları yönetimine daha fazla önem vermek durumundadır.

Kalifiye eleman yetersizliği, mevcut insan kaynaklarının elde tutulması, geliştirilmesi ve daha fazla memnun edilmesi yönünde İnsan Kaynakları Yönetimine ihtiyacı daha da belirginleştirmektedir. Mesleki eğitimlerin artırılması, Kişisel ve kurumsal gelişim eğitimlerinin verilmesi gibi insan kaynaklarını geliştirme ve kalitesinin, Personel devir hızı çalışmaları ve Çalışan memnuniyeti araştırmaları yine aynı şekilde İnsan kaynakları Yönetiminin etkinliğini işaret etmektedir.

Kalite Yönetim Sistemi yapılandırması: Başta ISO 9000 Kalite Yönetim sistemi olmak üzere yönetim sistemleri dahilinde çalışma kültürü, kuruluşların ürün, hizmet ve sistem kalitesinin etkin bir şekilde yönetilmesi anlamına gelecektir. Kalite Yönetim Sistemi, halı kuruluşlarını süreçlerin iyileştirilmesi yoluyla birçok ek yükten ve sorundan kurtaracak, çalışanların kalite bilinci daha yüksek şekilde çalışmalarını beraberinde getirecek ve ürün kalitesinde etkili bir yükselme görülecektir.

Markalaşma çalışmaları yapılması: Her sektörde olduğu gibi halı sektörünün de markalaşma çalışmalarının getireceği artı değere ihtiyacı vardır. Son yıllarda özellikle tüketici tercihlerinin belirlenmesinde marka ve marka kültürü ön plana çıkmaktadır. Tüketici tercihleri doğrultusunda kuruluşların da markalaşma çalışmaları yapması kaçınılmaz bir sonuçtur.

ARGE çalışmaları yoğunlaştırılması: Son yıllarda halı dayanıklı tüketim malı olmaktan, dekorasyon ürünü olmaya doğru yol almaktadır. Tüketim kültüründeki bu değişim, halıya bakış açısını da değiştirmiştir. Bu bakış açısı gerek Ürün Geliştirme (ÜRGE) ve gerekse de sisteme geliştirme açısından kuruluşların ARGE çalışmalarına daha fazla yoğunlaşmalarına mecbur bırakmıştır. ARGE faaliyetleri ile tüketici yararına oluşturulabilecek küçük bir kazanım dahi halı sektörü açısından dabüyük önem kazanmıştır.

Yeni pazarlara açılma ve pazar araştırmaları: Halı kuruluşları sıkışık ve dar alanda satış kompleksinden kurtularak yeni pazarlara açılmalıdır. Özellikle yoğun fiyat rekabetinin karı azaltıcı etkisinden kurtulmanın en iyi yolu yeni pazarlara açılmaktır. Kuruluşlar kurumsallaşmalarını tamamlayarak, dış ticaret departmanlarını daha etkin kullanıp, Pazar araştırmaları yöntemi ile yeni pazarlar bulabilirler.

İşbirliği ve ortak çalışma kültürünün oluşturulması: Halı sektörü kuruluşları daha fazla işbirliği ve iletişim içerisinde bulunarak, ortak girişimlerde bulunabilirler.