Tekstilin kalbinin attığı Ege’de, kilim ve halı kültürünün önemli merkezlerinden Uşak’ta 60 yıldır üretim yapan bir atölyenin bilgi, birikim ve tecrübesi; iki mimarın hayal gücüyle buluşunca, hikâyelerden dokunan bambaşka bir marka doğdu: The Keep. Kurucuları Bilge Kalfa ve Senem Akçay ile markalarının hikâyesini, ilham kaynaklarını ve kilimi sanatla buluşturan yaklaşımlarını konuştuk.
Desen Life: İki mimarın kilim işine girip marka oluşturması nasıl oldu? Tesadüfler mi, akış mı, yoksa sıkı bir iş planı sonucu mu?
Senem Akçay:
The Keep’in oluşumu tamamen doğal bir akış içinde gerçekleşti. Masada uzun uzun planlanmış, iş planları yapılmış bir süreç değildi. Ben her zaman tasarımın ve üretimin farklı alanlarında yer almak istemişimdir. Yeni ve deneyimlemediğim işler beni heyecanlandırır. Bilge, “Böyle bir iş düşünüyorum, birlikte yapalım mı?” dediğinde hiç düşünmeden kabul ettim. Bu hızlı kararımda Bilge’yi uzun zamandır tanıyor olmam ve ona güvenmemin payı büyüktü. Planlama, öğrenme ve karar verme süreçleri, önümüze çıkan problemlerle birlikte gelişti. Yani işin doğası sezgisel olarak şekillendi; su akıp yolunu buldu diyebilirim. Kendi işimizi uzun süredir yürütüyor olmamızın getirdiği özgüven de bu süreci kolaylaştırdı. Belirsizlik çoğu insanı korkutur ama biz bu belirsizlik halini heyecan verici bulduk. Bence bu tavır, The Keep’in doğuşunu olumlu etkiledi.
Desen Life: The Keep’in en önemli ya da ayırt edici özelliği sizce nedir?
Senem Akçay:
Markamızın en önemli farkı, tasarımların kişisel hikâyelerden yola çıkması ve günümüzün ruhuyla tasarlanıyor olması. Bu kararın ne kadar doğru olduğunu zamanla tekrar tekrar fark ettik. Tasarımcılarımız kendi hikâyelerini anlatan desenler yarattığında, bu işler her zaman büyük ilgi gördü. Örneğin Bilge Kalfa’nın “Büyükannenin Bahçesi” deseni, gerçekten de Bilge’nin çocukluk anılarından doğdu ve en sevilen kilimlerimizden biri oldu. Aynı şekilde Vardal Caniş’in “Kayıkhane’de Gün Batımı” tasarımı da kişisel bir mekân deneyiminden ilham alıyor. Bu özgün hikâyeler, markamızın özünü oluşturuyor. Bununla birlikte bir kadın işbirliği olarak kurulduk ve öyle devam ediyoruz. Bugüne kadar 40’a yakın kadın tasarımcı ile işbirliği yaptık.
Desen Life: Farklı tasarımcılarla çalışıyorsunuz ama belli ki The Keep’in bir dili, bir felsefesi var. Bu felsefeyi nasıl tanımlarsınız?
Senem Akçay:
Evet, çok farklı tasarımcılarla çalışıyoruz. Her biri kendi karakteri ve üretimiyle geliyor ama onları ortak kılan şey, yaptıkları işlerin orijinal ve benzersiz olması. The Keep hiçbir tarzın ya da akımın devamı değil; tamamen özgürce üreten sanatçıların bir araya geldiği bir platform. Biz tasarımcılara asla baştan ya da sondan “brief” vermiyoruz. Koleksiyonları bir araya getiren tek unsur, hikâyeler. Şimdiye kadar “Nakarat”, “Kavuşma”, “Yaz Yolculuğu” gibi temalarla koleksiyonlar yaptık. Tasarımcılara yalnızca bu soyut başlıkları veriyor, gerisini onlara bırakıyoruz. Markamızın ana damarı kesinlikle özgürlük ve benzersizlik.
Desen Life: Kilim, hiçbir zaman popülerliğini yitirmeyen bir obje. Ama sizinkiler adeta birer sanat eseri gibi. Bu bilinçli bir tercih mi?
Senem Akçay:
Kesinlikle. Bir kilim, mekânın atmosferine güçlü bir etki bırakır. Bizim hedefimiz de tam olarak buydu: kilimi bir sanat eserine dönüştürmek. Bu nedenle illüstratörler, ressamlar ve mimarlarla işbirliği yapıyoruz. Hiçbir zaman ana akım, risksiz, “çok satsın” kaygısıyla üretim yapmadık. Risk aldık ama karşılığını da gördük. İnsanlar, samimiyetle ve hikâyeyle dokunmuş işleri hemen hissediyor.
Desen Life: The Keep’i gelecekte nerede görmek istiyorsunuz? Şu an yurt dışına da satışınız var mı?
Senem Akçay:
En büyük hedefimiz, sürdürülebilir bir marka olarak varlığımızı yıllar içinde güçlendirmek ve yeni koleksiyonlar üretmek. The Keep’in sınırların olmadığı bir dünyada var olmasını istiyoruz. Ancak Türkiye’den doğrudan yurt dışına satış, yeni gümrük yasaları nedeniyle oldukça zorlaştı. Biz de bu sorunu çözmek için Berlin’de bir şirket kurduk. Böylece yakında ürünlerimizi Avrupa’daki müşterilerle de daha kolay buluşturabileceğiz.
Desen Life: Son olarak, bu işin zorlukları ve güzellikleri üzerine neler söylersiniz?
Senem Akçay:
Kilimlerimizi bir mekâna serip o atmosferin nasıl değiştiğini görmek inanılmaz keyifli. Sanatçılarla işbirliği yapmak sürprizlerle dolu, her defasında heyecan verici. Ama ekonomik olarak sürdürülebilir kalmak, günümüz koşullarında en zorlayıcı nokta.
Bilge Kalfa:
Benim için bu işi yapmak, 60 yıldır süregelen erkek egemen bir aile geleneğine yalnızca kadınlardan oluşan bir ekiple yeni bir katman eklemek açısından çok kıymetli. Uşak’taki geleneksel atölyelere destek sağlayan bir model kurmamız da beni gururlandırıyor. Elbette dünya çapında mimar ve tasarımcılarla çalışmak çok keyifli ama her işte olduğu gibi burada da finansal ve lojistik anlamda çok dikkatli olmayı gerektiriyor. Bunu yolda öğreniyoruz.
Desen Life: The Keep’i bir cümleyle tanımlasanız?
Senem Akçay:
Eski bir gelenekten gelen, bunu korurken aynı anda zamanın ruhunu taşıyan bir marka…


